Sağlık Rehberi

Ana Sayfa / Sağlık Rehberi

Karnımızdaki Saklı Beyin

Makaleyi Yazan: Prof. Dr. Esin ÜNLÜ

Makale Tarihi: 19 Şubat 2019

Sizin kaç beyniniz var? Cevabınız; ‘bir’ ise doğru biliyorsunuz. Ancak bedenimizde başka sinir sistemleri de bulunuyor. Bunlardan en önemlisi, başımızda değil karnımızda yer alan ve sinir hücreleri ile sinirsel bağlantıların çok yoğun olduğu mide-bağırsak sistemi... 

Bağırsaklar ile insan beyni arasında, başka hiçbir organda olmayan bir bağlantı var. Öyle ki, birçok bilim adamı mide-bağırsak sistemini ‘ikinci beyin’ olarak adlandırıyor. 1998 yılında Prof. Dr. M. Gershon’un ‘İkinci Beyin’ adlı kitabının yayınlanması ile bu konu daha da dikkat çekici hale geldi. Tüm vücudunuzun bağışıklık sisteminin %70’den fazlasını düzenleyen midebağırsak sistemini, Avcılar Hospital Gastroenteroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Esin Ünlü anlattı.

 

Sinir Sistemi Anatomisi

Sİkinci beynimizde, 500 milyon sinir hücresi bulunur ve yaklaşık 9 metre boyundadır. Bu sistem, yemek borusundan makata kadar uzanır ve bu organları kaplayan dokunun kılıfına yerleşmiştir. Beyin ve ikinci beyin arasındaki bağlantıyı vagus adı verilen beyinden başlayıp tüm sindirim sistemine uzanan bir sinir yolu ve nörotransmitter adı verilen aracı moleküller sağlar.

 

Nasıl Çalışır?

İkinci beynimiz bağımsız olarak hareket eder, öğrenir, hatırlar hatta bağırsak duygularının oluşmasına neden olur. “Karnımda kramplar oluşuyor.” “Korkudan midem ağzıma geldi.” gibi tabirler tüm kültürlerde söylenir. Bunlar karnımızdan gelen içsesin sonucudur. Bir güçlük aşıldığında ‘göbeğimizin çatlaması’, sevincin ‘göbek attırması’, açlıktan ‘karnın zil çalması’ gibi deyimler karnın duygularda ne kadar belirleyici kabul edildiğinin göstergesidir. Karnımızdaki beyin, kafatasımızın içindekiyle birlikte hem ruhsal durumumuzu etkiliyor, hem de bazı hastalıklarda önemli roller oynuyor. İkinci beynimiz, düşünme ya da karar alma aşamasında çok etkili değil. Ancak; sindirim sisteminin düzgün çalışması yiyeceklerin parçalanması, besinlerin emilmesi, atıkların çıkarılması gibi kimyasal ve mekanik-ritmik hareketlerin düzenlenmesinde oldukça etkili. İkinci beyin, birinci beyinden bağımsız olarak mide ve bağırsak hareketlerini kontrol eder. Daha da fazlası duygu durumlarımızı ikinci beyinden birinci beyne ulaşan mesajlar düzenler. İki beyin arasındaki bağlantıyı sağlayan vagus siniri %90 oranında bilgileri sindirim sisteminden beyine taşır. Bu ikinci beynin, birinci beyine ne yapması gerektiğini söylemesi olarak kabul edilebilir. İkinci beyninde, birinci beyin gibi uyku saatleri vardır. Anormal uyku düzenine sahip kişilerde huzursuz bağırsak sendromu, ülsere bağlı olmayan mide ekşimeleri daha sık görülür. Bağırsaklarda uyku saatleri birinci beyininki ile benzer şekilde olur. 90 dakikalık yavaş çalışma ve birincide olan hızlı göz hareketlerinin olduğu dönemde bağırsak hareketlerinde artma şeklindedir. Bu durum muhtemelen iki beynin birbirini etkilemesi sonucu oluşur. 

Nörotransmitterler

Sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan nörotransmitterler sadece kafamızdaki beyinde yoktur. Baş kısmında beyini kontrol eden bir çok kimyasal, hormon ve nörotransmitter bağırsakta da bulunur. Bu da, bağırsaktaki beynin bağımsız davranmasını sağlar. Bu moleküllerin yapımında bağırsaktaki faydalı mikroplarda yer alır. Bunlardan en bilinenleri; seratonin, dopamine ve opiatlardır.
Seratonin, bağırsaktaki sinir hücrelerinin iletişimini sağlar. Ayrıca kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan; uyku, iştah ve beden ısınını düzenleyen bir moleküldür. Bağırsakta yapılan serotonin, kan ve beyin bariyeri nedeniyle birinci beyine geçemez ancak bu engelin olmadığı hipotalamus gibi bazı beyin bölgelerine ulaşır. Vagusu da uyararak indirekt yolla beyini etikler. Bu molekül ayrıca kana geçip uzaklardaki akciğer ve karaciğerdeki hasarın onarılmasında, kalp kasının gelişiminde ve kemik yoğunluğunun düzenlenmesinde rol alır.

 

Stres ve Depresyon İlişkisi

Midemizde kazınma hissi strese verilen bir cevaptır. Streste ikinci beyin, mideye giden kan akımını azaltır ve biz karnımızda kramplar hissederiz. Mutluluk, ikinci beyinden yukarıdaki beyne ulaşan mesajlar sonucu olur. Serotonin, dopamine ve opiatlar mutlulukla ilgili başlıca aracı moleküllerdir. Depresyonda kullanılan ilaçların bir grubu serotonini artırır. Huzursuz bağırsak sendromu; karın ağrısı, isal ve kabızlıkla seyreden bir hastalıktır ve bunda bağırsaklarda serotoninin arttığı gösterilmiştir. Bu depresyon ilaçlarının sindirim sistemi şikayetleri yapmasını da açıklar. Huzursuz bağırsak sendromu hastalarının bazılarında sinir hücrelerinde dejenerasyon ve sinir hücrelerine karşı antikor oluştuğu da gösterilmiştir. Hipokrat, binlerce yıl önce; “Mutlu bağırsak, mutlu insan.” demiştir. İnsan bedeninin bütün hücrelerinin kullandığı gıdalar buradan geçip dokulara ulaştığına göre, sindirim sistemini rahatsız eden bir olayın tüm bedeni rahatsız etmesi beklenen bir durumdur. Tüm moleküllerin belli bir dengede olması idealdir, az veya çok olması rahatsızlığa sebep verir. Ayrıca streste, bağırsaktaki ghrelin hormonu artar, vagus aracılığı ile beyine uyarılar yollar; beyinde dopamin artar, stres azalır ve iştah çoğalır. Sonuçta kronik stres ve depresyon ghrelini artırarak obeziteyi kolaylaştırır. 

 

Alzheimer ve Parkinson Hastalıkları

Alzheimer ve Parkinson Hastalıkları Alzheimer ve Parkinson birinci beyinin hastalığıdır. Her ikisinde de, beyindeki hücrelerde gösterilen mikroskobik değişiklikler sindirim sistemindeki hücrelerde de bulunmaktadır. Bu hastalıklarda başlangıç noktası sindirim sistemi olabilir. Sindirim sistemi, bedenimizin dış dünyaya olan açıklıklarından biridir. Virüs gibi çevresel bir etken, bağırsaklardan vagus yolu ile birinci beyini etkileyip hastalığı ortaya çıkarıyor olabilir. Bu konularda yapılacak çalışmalar ile birinci beyinden alınan örnekler, hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılabilir. Beyinden parça almak zordur, bağırsaklardan almak ise çok kolaydır. Sinir hücrelerinin kök hücreleri ile hücre nakli bu hastalıklarda araştırılmaktadır. Yine, bu kök hücreleri ikinci beynimizden elde edip birinci beynimize nakil ederek hastalıkları iyileştirebiliriz. Bu şekilde ikinci beynimiz kafamızdaki beynimizin ilacı olabilir. 

 

Yağlı ve Şekerli Gıdalar Neden Mutlu Eder?

Birinci beyinin esas enerji kaynağı şekerdir ve sinir hücrelerinin de yapısında yağlar vardır. Bedenimize aldığımız enerjinin yaklaşık %20-25’ini birinci beyin kullanır. Fazla alınan şeker önce iyi gelse de, sonrasında kan şekerini
düşürerek beyinde dengesizliğe sebep olur. Yüksek şekerli gıdalar açlık hissi yaratıp, aşırı yemek yememize neden olur. Yağlı gıdalar ise sindirim sisteminden beyine ‘mutluluk sinyalleri’ ulaşmasını sağlar. Bundan dolayı pek çoğumuz stresli zamanlarda yağlı yemekleri tercih ederiz. Bu yağlar içinde; soğuk deniz ve yağlı balıklar, semiz otu, keten tohumu, fındık, ceviz, avokado gibi gıdalarda bulunan omega-3’ler önemlidir. Bunlar, birinci beyinde nöronların yapı taşlarıdır ve onların mutlu eden kimyasalları yapmasını kolaylaştırır. Bedenimiz bu yağı yapamadığı için dışardan almamız gerekir.  Şekerli ve yağlı gıdalar bizi rahatlamış hissettirir. Ancak özellikle şekerli olanlarda bu etki kısa sürelidir. Proteinden zengin gıdalar ise bizi daha dikkatli yapar. Özellikle balıkla alınan omega-3 yağları ile birlikte nörotransmitter, vitamin, mineral içeren taze sebzeler ve tohumlar alınması bizi hem mutlu eder hem de dikkatli ve
odaklanmış hissederiz. Sindirim olayı huzurlu ve sakin ortamda daha başarılı olur. Böyle bir ortamda yavaş yavaş tüketilen görsel olarak güzel hazırlanmış bir sofra idealdir. Alkol, tütün ve kafein sindirimi bozar, bunlardan uzak durarak yemeklerimizi yememiz daha uygundur. Sonuçta ikinci beynimize iyi bakarsak o da bize iyi bakacaktır. “Can boğazdan gelir.” deyişi bunu çok güzel anlatmaktadır.

444 2 999